yargilama sisteminin savunma ayagini temsil eden;hukuk fakultesinden mezun olduktan sonra 1 yil sureyle yapacagi stajin sonrasinda yemin ederek goreve baslayan,gerekli bir meslek mensubu;
cehenneme odun olacaklar
inandiklarini veya gercek oldugunu bildiklerini degil hakli veya haksiz olsun her kosulda kendi muvekkillerini savunmak zorunda kalan meslek grubu.
bu sebeple gercek olamayacagini gordukleri seyleri bile hararetle savunabilmek gibi bir yetenekleri gelismistir farkinda olmadan.
bireylerin birbirleriyle ve devletle iliskilerinde ortaya çikan anlasmazliklarda hukuki bilgisine basvurulan ve bireyleri ilgili yerlerde,özellikle mahkemelerde temsil eden ve haklarini savunan kisidir.
suçluluğu ya da haksızlığı yapılacak adli yargılama sonucunda sabit olmadıkça her insan kişinin en doğal hakkı savunulmaktır. avukat, yargılama mercii görevini göremez ve bu insan zaten suçlu, bu çok açık niye onu savunayım ki diyemez. ama bir davayı alıp almamakta da tamamen serbesttir. bu avukatlık etiği ve felsefesiyle ilgili bir sorundur. ayrıca (bkz: şüpheden sanık yararlanır ilkesi)
avukatlık olarak adlandırılan negatif enerjili mesleği icra eden meslek mensubunun sıfatı. avukat, mesleğinin ilk yıllarında çoğu zaman özünde terzi kendi söküğünü dikemezmiş sözü ile anlatılmak istenen gerçek ve zavallı* şahsı, kimi zaman ise en cok yalan söyleyen meslek grupları * arasında sayılmanın ezikliğini yaşayan uyduruk kaydırık insan rolünü oynamaya zorlanır. bu rol temel eksende gayri safi milli hasıla bağlantılı ihanet ve ego ilişkisi olarak müvekkilin iç dünyasında şekillenir ve avukatın yaşamında ayar alma bilincine dönüşerek gerçeklik halini alır. bu hal bir süre için avukatı sersemleterek, mesleğinden ve canından bezdirse de alınan ayarın etkisi kendini çabuk gösterir ve avukat kısa süre içersinde hayat orospu gibidir parana göre verir * sözünü kendine düstur edinerek yanına gelenin donunu almadan ofisinden yollamaz, toplum nazarında işi bilen adam olarak sevilir, sayılır.
toplumumuzda herkesin arkasından atıp tutmasıyla birlikte yine de doktorluk ve mühendislikle birlikte en saygın meslek grupları arasında görülen, sorumluluğu çok yüksek, iyi bir eğitim ve tecrübe gerektiren meslek grubu. bir sanat da denilebilir.
toplum tarafından çok yanlış algılanmış meslek üyesi(nedenleri muhteliftir ama sonuç budur toplamda). sanki bu meslek üyelerinin işini icra etmesi demek, yalan atması anlamına geliyormuş. sanki avukatlar çantalarında milyon dolarla gezen acımasız piçler ve bu paraları da adam öldürdüğü besbelli insanları aklayarak kazandılar.
"adamın katil olduğu apaçık, niye bile bile onu savunuyorsun,vay sen misin katili savunan ?"
bu şekilde konuya yaklaşan insanların çokluğundandır ki avukatlar her zaman güvensiz,kaypak,yalancı addedilmişlerdir. avukatlar aynı zaman da toplum içinde saygı duyulan insanlardır. fakat bu saygının dayandığı temel, korku ve bir gün işinin düşebileceği yararcı bakış açısıdır. yani avukatlara saygı duyulmasına rağmen içten içe bir "götoğlanı" yakıştırması da yapılır. öncelikle, avukatın yargılamanın bir ayağı olduğu hatırlanmalıdır. aynı,örneğin savcı gibi o da birini suçlar. aynı savcının suçladığı gibi o da birini savunur.zira daha haklarında hüküm verilmemiş kişlerden bahsediyoruz. onların suçlu olduğu kararını verecek hakimdir çünkü. kaldı ki ne kadar suçlu olduğunu bilseniz de her zan altında olan kişinin savunulacak bir tarafı vardır. savunma hakkının kutsallığında ezdirmemeniz gereken ilkeler vardır; adil yargılanma hakkı gibi. işte, savunma avukatının yokluğunda bu ilkeler çok rahatlıkla gözardı edilebilir. nitekim, öcalan davasında avukatlarının başvurusu üzerine, aihm türkiye yi tazminata mahkum etmiştir; adil yargılanma hakkını ihlalden. başka bir açıdan düşünelim: bir savcı bir iddianame hazırladı ve yapılan yargılama sonucunda zan altında kalan kişinin beraatine karar verildi. şimdi, kimse çıkıp savcılara "yalancılar" diyor mu? bunlar da türkiye de az olan şeyler değil ki? savcılar da meslek onurunu ayaklar altına alıp, van savcısı nın hazırladığı iddianame gibi (şemdinli), hazırladıkları başbakanlık insan hakları raporu nedeniyle yargılanan baskın oran, ibrahim kaboğlu nun iddianamesini düzenleyen savcı gibi meslek ilkelerini yok sayıp, duygusal,dayanaksız,en kötüsü, bir bilimsel çalışmaya karşı argümanlar sunmuyorlar mı? (hazretleri, içinde suç unsuru bulunan cümleleri bulup,dayandığı kanun maddelerini göstermek yerine karşı bir tez hazırlamış.) e,niye çıkıp savcılara da "yalancı" demiyorsunuz. sanırım bunda savcının devlet memuru gibi görülmesinin de etkisi vardır.
bütün bunları anlatırsınız, alacağınız cevap şu olabilir ama yılmayın:
"e, iyi bunu ben anladım da bir de kardeşinin/babasının/çocuğunun vurulduğunu bilen, kimin vurduğunu gören insanlara anlat bakalım."
siz de karşılık olarak şunu söyleyebilirsiniz:
" eğer o acılı insan kardeşinin/oğlunun/babasının birini vurduğunu bilen insan olsaydı, yani tam karşı taraftaki insan olsaydı, yine aynı düşünecek miydi?"
hukuk kurallarının duygusal, tek tek olaylar üzerinden oluşturulmamasının gerektiği, hele hele bizim gibi linç etmek için toplanmaya teşne bir toplumda, daha 1. sınıfta öğretilir hukuk öğrencilerine. hukuk kuralları soyut,nesnel ve genel olmalıdır diye.
niye bunları uzun uzun anlatmak gerekiyor, mesela benim gibi neden bu görüşteki x teyze ye de sabredip bunları anlatmak gerekiyor? çünkü bu insanlar "en iyisi şeriat valla" diyebiliyor ve bunu diyen insanı kafanızda,baştan aşağı karalara bürünmüş bir insan gibi düşünmeyin diye onun sokakta görebileceğiniz sıradan bir modern insandan farkı olmadığını söylemeliyim (görünüş olarak). bunları neden mi anlatmak gerekiyor,buyrun:
insanlara hayatlarında sahip oldukları en önemli şeye özgürlüklerine kavuşturan,insanları 3 adımda biten odalardan çıkaran,maviyi,yeşili demir parmaklıklar arkasından ya da küçücük bir avludan izlemek zorunda olmaktan kurtaran kişiler..
yurdumda hak ettiklerinden,verdikleri emeklerden çabalardan çook çook daha az para kazanan hatta ''avukata kız bile verilmez'' gibi önyargılara maruz kalan,adliyesine ve davalısına göre topuğundan vurulma riski olan insanlar..
hakkı hukuku bildiklerinden ne yapacaklarını da bilirler..ikna ve savunma güçleri fazla olduğundan olaylardan çabucak sıyrılabilirler..
üstte saydığım nedenlerden (ve daha aklıma gelmeyen bir sürü nedenden) dolayı kendimi ferdi olarak görmek istediğim tek meslek..
hukukun ve kanun yollarının karanlık dehlizlerini aydınlatan ya da aydınlatması gereken meslek grubu üyeleridir.
yargıç veya savcı hiç bir zaman bir dava dosyasında avukatın gördüklerini göremez.bazan da görmek istemez,"benim işim değil avukat görsün" diyebilir.
avukat sadece insana özgürlüğünü sağlamaz,sizin hakkınızı gaspedenin yargılandığı davada sanık hakkında yargıç ve savcının gözünden kaçan ya da görülmeyen olguları tespit eder,karar altına aldırır. sanığın daha fazla ceza almasını sağlar.
aynı zamanda maddi ya da manevi haklarınızı savunur,sıradan insanların,yukarıda bahsedilen kanunun karanlık dehlizindeki yolculuğunda, bir fener görevi yapar.haklı olduğu halde eveleyip geveleyip mahkemede derdini bir türlü anlatamayan ve bu yüzden haksız görünen insanın gür sesi olur.
bunun için eveleyen geveleyeni saatlerce bürosunda dinler,ona tahammül eder.ayırdığı vakitin parasını kazanır avukat.
yalan söyler mi? evet söyler, ama sizin ona söylediğiniz yalanı tekrar eder.siz ne kadar yalancı iseniz avukatınız da o kadar yalancıdır.avukatınız, ona yalan yere anlattığınız kadar yalan konuşur.kendisi için yalan söylemez.
avukat için müvekkilin doğrusu kendi doğrusudur.caniyi katili savunmak vicdan işidir. avukatlar kendisine gelen işi kabul etmek zorunda değildir.ama adolf hitler'in de bir avukat hakkı olduğunu bilir. kendisi bu işi kabul etmez ama kabul eden meslektaşına da söyleyecek sözü yoktur.
bir dava da her iki taraf için savunulacak şeyler bilir ama sadece bir tarafı savunur.meslek hayatında soyut sorulardan hoşlanmaz. "kısa kes sen davada hangi tarafsın onu söyle ben sana ona göre haklı mı olup olmadığını söyleyeyim" deriz. değinildiği gibi her iki tarafın da yasal haklarını iyi bilir.
fıkra ile bitirelim.bir mühendis bir muhasebeci ve bir avukata 2*2=? diye sormuşlar.
mühendis : hesap makinesi ekranına bakmadan cevap veremem ama 4 olması lazım demiş
muhasebeci : excel tablosunda otomatik toplama ekranı ne gösteriyorsa o eder ama 4 olması lazım demiş
avukat ellerini ovusturarak soruyu soran kişiye : "siz kaç etmesini istersiniz ?"demiş
doktorlarla aynı kaderi paylaşan bir mesleğin erbabı
kimsenin aklına hayatında ilk defa gördüğü bir muhabeciye "yav bizim şirkette mizan tutmuyo nasıl yapsak da yapsak" diye sormak gelmez: ama söz konusu ilk defa görülen lişi doktorsa mutlaka münip amcanın hayriye teyzesinin lumbago ağrıları, avukatsa dedenin babasından kalma 45 senelik miras işi sorulur.
öğrenciliğimizde bizim evde 4 hukuk öğrencisi vardı hatta içlerinden biri kitablarını yastık olarak kullanırdı bazısı kütüphanecilik okusaydım bune yaa diye isyan ederdi onlar sabaha kadar pratik çalışırken ben sabaha karşı eve dönerdim ve yazık size yaaa dedikden sonra yatağıma süzülürdüm onlar sabah okula kalkardı ben döndüğünüzde kaldırın benide diye tembih ederdim
böyle işte
bir çok anadolu genci filmlerden görüp özenir ve avukat olur ama filmlerde gördüğümüz avukatlıkla karıştırlmaması gerekir kaldı ki avukatlığın amerikada bile filmlerdeki gibi olmadığı gerçeği şaşırtıcıdır
türkiyedeki örnekleri sadece evrak takibi yapmaktadır
eleman levyeyle hukuk bürosunun kapısını kırar ve içerdeki kolay taşınabilir büro malzemelerini iç eder ( bunu yaparken heroes 'daki eleman gibi zamanı filan durduruyorlar sanırım , 5 katlı iş hanını soyuyor adam ). bayan avukat kardeşimiz mağdur olur , ağlar sızlar doğal olarak . işler zaten ters giderken bu da bütün tüy dikmiştir . sonra telefonu çalar , arayan cmuktur . bu ablayı kendi bölgesinde bir olaya yollar ( şimdi değişti sanırım bu olay ). morali bozulan abla biraz olsun maddi rahatlığa kavuşacağı için üzüntüsünü rafa kaldırır bi müddet . gönderilen adliyeye gider , süpriz olmayacak şekilde reşit olmayan ( kafa kağıdında yoksa her piçliği akılları sarıyor ) birinin karıştığı hırsızlıktır vaka . çalınan ise ( iddia edilen ) büro malzemeleri .